The Fate of the Furious

Fast & Furious serisi sevdiğim bir seriydi, özellikle de 5. filmi çok sevmiştim, epey iyiydi. Hatta filmi sinemada izledikten sonra Bluray versiyonu çıkınca 1 ya da 2 kere de öyle izlemiştim. 6. filmde yarış falan kalmamış, 7. filmde yarıştan öte mantık kalmamış, arabalar vs. yetmeyip olayın içine tanklar ve uçaklar da girince öeeh demiştim. Ben öyle filmlerde çok mantık arayan, her hata bulduğunda “ooo hata var” diyip filmi gömen tiplerden değilim. Filmi zevk için izleyen, ufak tefek mantık hatalarını görmezden gelen biriyim ama Fast & Furious serisi bana bile yeter be kardeşim dedirtiyordu 6 ve 7 ile. Bu yüzden 8’e sinemada gitmemiştim ki iyi ki gitmemişim. Baya kötü film. Filmde şu an yanlış hatırlamıyorsam 2 tane iyi sekans var. Bunlardan ilki hapishanedeki kavga kısmı, diğeri ise Jason Statham’ın bebekli kısmı. Shoot ‘Em Up’ta Clive Owen’ın sevişerek silahlı çatışmaya girdiği kısmı saymazsak film tarihine altın harflerle kazınacak absürt bir silahlı çatışma sahnesiydi 😀

Bunun yanında ise nükleer bombanın son saniyede durdurulması, ailesine sırtını dönmek zorunda kalan bir lider, filmdeki karakterlere kök söktüren güçlü kadın karakter (Charlize Theron çok iyi olmuş) derken film tonla saçma klişe içeriyor. Bunun dışındaki saçma sapan olayları anlatmaya gerek bile duymuyorum. Bu saçmalıklara filmde Fast & Furious’a yakışacak şekilde yarış ve modifiye kültürüne dair bir şeyler olsaydı katlanabilirdim fakat film sıradan bir aksiyon filmi. Fast & Furious serisinin misyonu bu değil. Yarış ve modifiye kültürüne yönelik 1-2 bir sahne yedirseydiniz bari filme ama o da yok işte. Bu haliyle maalesef ki çöp, geçiniz efendim.

Bu İçeriğe Bir Yorum Yapın